Röportajlar 0

Cihat Yaycı Röportaj

Dün bir basın açıklaması yaptınız. Joe Biden’in Ermeni Soykırımı ile ilgili. Medya’da gündem oldu. Öncelikle bu konu ile ilgili kısa bir bilgilendirme yapar mısınız ?

Biden’in açıklaması zaten önceden beklenilen bir açıklamaydı. Ben 20 ocakta da bir açıklama yapmıştım , Biden yönetime geldiğinde. Soykırım açıklaması  yapacağını ifadesini kullanacağını o zamanda söylemiştim.

Çünkü Biden  40 yıldır senatörlük yapıyor ve Ermeni tasarılarının sözde soykırımı içeren , Ermeni tasarılarının ya hazırlayıcısı , ya da imzacısı. Senatör İken bunu yapan insan  şu anda Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanı . Bunun aksini düşünmek beklemek , zaten gerçekçi olmaz. Yani bu bir anlamda  şapkadan tavşan çıkar mı  diye beklemekle aynı şey şapkadan tavşan çıkmaz,  çıkmadı da .Bunlar gerçekçi Politikalar değil gerçekçi analizlere de  dayanmıyor ve maalesef beklendiği gibi oldu.

Amerika Birleşik Devletleri başkanı Biden’ın açıklamasında iki husus çok önemli. Birisi soykırım ifadesini kullanmış olması tamamen uydurma yalan hiçbir gerçekliği olmayan  suni olarak yaratılmış bir soykırım safsatasını kullandı. İkincisi bence çok daha önemli. İstanbul için Konstantinapol dedi.

 

Mısır Türkiye yakınlaşması , Mısır ile Yunanistan ile arasında daha önce imzalanan deniz yetki alanı anlaşmasını etkiler mi ? Etkilerse sizce nasıl etkileyecektir ?

Önce şunu ifade etmek gerekir. Yunanistan Mısır’ı kandırmıştır. Yunanistan Mısır’ın Türkiye ile yapacağı anlaşmaya nazaran 6 bin km deniz yetki alanını almıştır.  Ama Türkiye ile Mısır anlaşma yapacağını varsayarsak.

Şimdi ikinci husus daha acıdır. Yunanistan’ın mısırı nasıl kandırdığı daha acıdır. O da şudur. Mısır Adaları Yunanistan adalarını esas alarak bir sınırlandırma  çizgisi ortaya koymuştur.

Sınırlandırma çizgisi hesaplama , adalara göre yapıldığı için Mısır’ın büyük kaybı olmuştur. Mısır’a Yunanistan kendisinin Dünyada hiçbir devletin kabul etmediği kendisini adalar takımada Devleti olarak kabul ettirmiştir. Yani benim deniz sınırlarım. adalarımdan başlar demiştir ve Yunanistan  kendisini Mısır’a Filipinler Endonezya gibi bir devlet olarak kabul ettirmiştir.

Eğer Yunanistan ile Mısır iki kıta devleti olarak , O zaman ana kararlarına göre yapmış olsalardı. Mısır’a on binlerce kilometre kare daha deniz yetki alanı alması lazımdı.  orantılılık ilkesini de hiçe saydırmıştır Yunanistan Mısır’a . Ve daha da önemlisi adaların arasındaki denizleride kara gibi kabul ettirmiştir. Yunanistan yani giritle kaşot Kerpe Rodos arasındaki deniz alanlarını aralarındaki yüzlerce  millik denizlerin kara gibi kabul ettirip buradan bir hat çizmiştir ve buradan hesaplattırmıştır.

Eğer mısır diyorsa ki ben Yunanistan lehine kandırılmayı göze aldım  kandırıldım. Bunları da verdim diyorsa onların bileceği iştir.  Mısırın  tekrar bu anlaşmayı gözden geçirmesi lazım.  Çünkü Mısır halkının  gelecek nesillerinin  Deniz alanı  Buralarda çok büyük hidrokarbon yatakları var. Bu hidro karbon yataklarını niye Yunanistan’a veriyor. Niye Mısır halkına almıyor?. Yani bu gelecek nesillerin meselesidir.  Türkiye ile yakınlaşması mısırın lehinedir. Mısır halkı  ve Türkiye halkı ikisi tarihsel olarak akrabadır zaten.

Her şeyimiz beraberdir , kültürümüz,  düşünce tarzımız , dinimiz , inancımız beraberdir. Köklü akrabalık ilişkilerimiz vardır. Yani Mısır ile Türkiye mutlaka  iyi ilişkiler kurmalıdır. Bu iyi ilişkiler kurması her iki Devleti’nde her iki milletin lehinedir. Türkiye ile  Mısır birlikte oturup Deniz yetki alanı sınırlandırma  Anlaşması imzalarsa bu Mısır’ın lehine olur.  Güney Kıbrıs Rum yönetimi ile imzaladığı anlaşma da zaten 11500 kilometrekare deniz yetki alanı kaybetti Mısır.Bir Kıbrıs adasından büyük deniz yetki alanı kaybetti.

Güney Kıbrıs Rum yönetimi ile Mısır adil hukuka uygun bir  anlaşma imzalayacak olsa şu anda Mısır 21.500 kilometre kare  daha fazla Deniz yetki alanı almış olması lazım. O 21.500  kilometrekare Deniz yetki alanını Güney Kıbrıs Rum Yönetimi aldı.

Rum yönetimi benim 100 kilometrekare kıyı uzunluğum senin 1000 kilometrene eşittir dedi. Ortadan böleceğiz dedi. Bu dünyada görülmüş birşey değil.  Mısır Kendi milletinin geleceğini ,kendi milletinin denizini düşünmüyorsa bunu  kim düşünecek. Bakın ne Türkiye düşmanlığı Mısır’ın işine yarar ne de Mısır düşmanlığı Türkiye’nin işine yarar ikisi adilane oturmalı konuşmalı.Türkiye zaten şu anda Mısır’a sahip olduğu deniz yetki alanlarından daha fazlasını senelerdir teklif ediyor.

 

Yunanistan’ın  Ege denizinde kıta sahanlığını 12 mile çıkarma ısrarını nasıl değerlendiriyorsunuz ? Bu girişimleri lozan barış antlaşmasına göre nasıl değerlendirmek gerekiyor ?

Bu altı milin üstüne çıkartması hakikaten kabul edilebilir bir durum değildir.  Yani çünkü bir kere lozan antlaşmasında üç binde karasuları  Şimdi biz nasıl boğazlarda montrö sözleşmesini kullanıyoruz.  Adalar denizinde Ege denizinde de ,         Yunanistan’ın bir kere birleşmiş milletler deniz hukuku sözleşmesi falan filan şeklinde öne sürmesinin hiçbir yeri ve gereği yoktur. Çünkü lozan anlaşması vardır. Lozan anlaşmasına göre üç bindir. Zaten altı mile hukuksuz şekilde çıkarttı daha fazlasına çıkarılmasına zaten Türkiye’nin hiçbir milli menfaati müsade etmez. Böyle birşey de olamaz . Kabul edilemez. Lozan antlaşması esastır. Birleşmiş milletler deniz hukuku sözleşmesi bizim önümüze konulacak bir sözleşmede değildir. Çünkü biz buna imzacı da değiliz.

Dünya’da Amerika Birleşik Devletleri dahil 3 mil 6 mil 4 mil 2 mil 8 mil uygulayan birçok devlet var karasularında . Böyle birşey olamaz.

Mısır körfez ülkeleri ile değil Türkiye ile işbirliği yapmalı . Bölgede iki güçlü devlet Mısır Arap dünyasının kalbi , Türkiye’de Türk dünyasının kalbidir. Müslüman Dünyasının  iki tane büyük ülkesi birlikte hareket etmesi , her iki topluma , her iki dünyaya ve müslümanlığa da bu coğrafyaya da büyük güç katar.

 

“MISIR VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ DIŞ POLİTİKA DA GELİŞTİRİLMESİ İYİLEŞTİRİLMELİDİR.”

“Mısır Türkiye ile Etiyopya arasında onurlu bir arabulucu rolü oynayabilir.”

 

Hiçbir hukuki geçerliliği olmayan ve Türkiye’yi Antalya körfezine hapsetme amacı taşıyan  sevilla haritası  Yunanistan ve Avrupa birliği tarafından neden sürekli gündeme getiriliyor  ?

Bunlar diyorki , bu bizim resmi haritamız değil diyorlar. Elbette resmi haritası olamaz bir kere Avrupa birliği bir federasyon değil Avrupa birliği bir konfederasyon değil. Yani Avrupa birliği devletlerin egemenliklerini ve federal yönetimini devretmiş bir  yapı değil. Avrupa birliğinin bir federal hükümeti yok. Avrupa birliği’nin dolayısıyla birilerinin bir karasınırı olamaz. Ama buna rağmen Avrupa birliği Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin başını çektiği ekip vasıtası ile Sevila üniversitesine bir harita çizdiriyor. Bu haritada deniz yetki alanlarını belirliyor. Her ne kadar kabul etmeseler de Oruç Reis’in yaptığı sismik araştırmalara karşı çıkmak hemde Güney Kıbrıs Rum yönetiminin sözde münasır ekonomik bölgesindeki faaliyetlerimize  her türlü yaptırım uygulama tehdidi bu harita esas alınarak yapılıyor.

Burada mesele Enerjiye sahip olmak. Türkiye’yi denizlerden koparmak. Türkiye’yi enerjisiz bırakmak. Türkiye’nin bu zenginliklerden faydalanmasını engellemek. Türkiye’nin denizlerini çalmak ve gasp etmektir. Baskı ile elinden almaktır. Türkiye kendi hakkını sahip çıkmalı. Kendimize güveni asla kaybetmeyeceğiz.

 

Kıbrıs’ta bu ay sonunda cenevre’de yapılacak gayriresmi beşli toplantı türkiye ingiltere yunanistan kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti ve rum yönetimi arasında yapılacak görüşmelerde ne gibi bir sonuç çıkar ?

Burada Türkiye’ye empoze edilmek istenen şey Biden yönetimi , Biden çok eskiden beri söylediği bir şey var. Aslında biliyorsunuz Biden’ın lakabı Bidenol polos . Adam kendisini farhi yunanlı olarak tabir ediyor ve söylüyor. Ben fahri yunanlıyım diyor. Kıbrıs meselesinde  ve diğer meselelerde Yunan ve Rum kesiminin bütün tezlerini destekliyor. Böyle bir  baskı olacaktır. Yunanlıların istediği şekilde Güney Kıbrıs Rum yönetimi istediği şekilde bir esir olma durumu sürülecektir: Çözüm adı altında bunun kabul edilmemesi lazım. Bu tür baskılar olacaktır. Türkiye iki Devletli çözümün dışında başka bir çözüm üzerinde asla durmamalıdır. Çünkü gelinen nokta odur. Aslında Türkiye’nin de bir Kıbrıs sorunu yok. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de bir Kıbrıs sorunu yoktur. 1974’de Türkiye zaten bu sorunu çözmüş. Soydaşlarının kanını canını malının emniyete almış , o günden bu güne bir tane Türk bir Rum tarafından katledilmemiştir. Güvenlik ve istikrar içerisinde devam etmektedirler. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 1983’de kurulmuş , mahkemeleri ile sınırları ile asayiş kuvvetleri ile  ekonomisi ile tam bütün devlet organlarıyla kurulmuş ve işlemektedir. O devletin tanınma diye bir şartı yoktur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanısalarda tanımasalarda , devletler hukukuna giren bir devlettir. Niye biz illa bir çözüm adı altında bu devleti yok etmeye çalışıyoruz. Artık böyle birşey yok. Sorun şu Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti , Kıbrıs adası Yunanistan’a engel oluyor. Varlıkları ile de yaptıkları ile de sorun bu. Eğer sorun olarak onu görüyorsanız , o zaman bu sorunun çözümü Yunanistan’a vermek olurdu. Sorun yok Yunanistan ve Rum yönetiminin talepleri var. Kıbrıs adasını ,  hiç etmek yutmak istiyorlar . Megala idealleri ve megali ideaya göre oraya bağlanmaları lazım.

 

Libya Trablus hükümeti  ile Türkiye arasında deniz yetki anlaşması imzalanmasına rağmen libya meclis başkanı  akile salihin yunanlılar ile deniz yetki anlaşması konusunda yakınlaşma göstermesi ve şu anda mevcut libyadaki seçime götürecek hükümet yetkililerinin yunanistan ile deniz yetki anlaşması konusunda  görüşmeler yapmasını nasıl değerlendiriyoruz?

Yunanistan ile istedikleri kadar görüşme yapsınlar. Türkiye ile yaptıkları , anlaşmaya göre ,  Libya Asgari en az 39000 kilometrekare deniz yetki alanlarından olacaktır. Bu şu demektir.  4 tane Kıbrıs adası büyüklüğünde deniz yetki alanı kazanmış demektir.  Eğer Libyalı birisi gidip de biz bunu yanlış almışız bu 4 tane Kıbrıs adası büyüklüğündeki Deniz yetki alanını Yunanistan’a veriyoruz. diyorsa onların bileceği iştir.O hainliği kendi halklarına   yapacaklarsa. Onların bileceği iştir. Ki ben yapabileceklerini düşünmüyorum yapacakları bu kadar vatan hainliği olmaz tabi. ama diyelim ki yapılmış olsun.   hiçbir şey farketmez bizim için . Biz orta hattı  bulduk sınırımızı çizdik  bizim sınırımızın içine kimse giremez ama.sınırımızın  Öteki tarafında komşumuzun  kim olacağı da o saatten sonra bizi ilgilendirmez . Onlar o kadar meraklılarsa , isterlerse gitsinler Deniz Yetki Alanlarını Yunanlı’lara versinler.  Taviz vermeyeceğiz. Taviz verdiğimiz an kaybettiğimiz andır.

Tümamiral Cihat Yaycı : Mavi Vatan konusunda şunları söyleyebilirim. Mavi Vatanın ismi farketmez. İsmi deniz vatanı veya ona benzer bir isim de olabilir. Önemli olan isminin içini doldurmasıdır. İçi jeopolotik konumu veya Finlandiya Modeli diyerek dolmaz. Haritayı çizip , sınırının nasıl geçtiğini tespit edersin ve en sonunda orantılayıp ortaya koyarsın.  Nere nasıl anlaşma yapması gerektiğini belirlersin . Bunun dışında bazı detaylarını belirleyip , boğazlardan geçerken dahi ne kadar ücret alınması gerektiğini belirlersin. Bilimsel bir çalışma meydana getirirsin .Hukuki dayanaklarımızı ortaya koymak gereklidir. Yunanista’nın adalar denizinde meydana getirdiği tezlere karşı hukuki dayanakları ortaya koyarak yeni tezler ortaya koymak lazım. Bunlar ile olur. Bu da sismik araştırma gemileri almak ve sondaj gemileri almak ile olur. Aynı zamanda diplomasi , eğitim vb etmenler ile olur. Buna hiç kimse sahip çıkmasın. Ben dahil , hiç kimse bu meseleye babasıyım diyemez. Bu Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yani Türk milletinin tarihsel bir ürünüdür.

Eren Talha Altun : : Ürünüdür ama Mavi Vatan denilince en başta akla gelen isimlerden bir tanesi sizsiniz komutanım.

Tümamiral Cihat Yaycı : Tabii… Benim bir katkım oldu o kadar. Mavi Vatan ismini kullanmaktan ziyade ben o ismi sevdiğim için kullandım. Tamam Mavi Vatan ismini kullanalım.

Eren Talha Altun : : Bir komutanımız daha var. O ve siz Mavi Vatan konusunda oldukça biliniyorsunuz.

Tümamiral Cihat Yaycı : Ben Cemgür Denizin bir konferansta Mavi Vatan ismini kullandığını duydum. Ben güzel bir isim diye kullandım .Onun dışında haritasını çizerken ve bazı detaylarını belirlerken kimse benim hocalığımı yapmadı. Böyle bir şeyin olmadığını söylemeliyim. Herkesin bir felsefesi vardı ancak biz o felsefeyi takip etmedik. Ben Barbaros Hayrettin Paşayı ve Atatürk’ü takip ettim . Başka hiç kimseyi takip etmedim. Bunu söylemeliyim. Bu yüzden kimse sahip çıkmasın. Ne ben ne de bir başkası…

Eren Talha Altun : : Yani hiç kimse Mavi Vatan ismi benim demesin .

Tümamiral Cihat Yaycı : Asla demesin. Mavi Vatan ismi hakkında söylenenler hoş şeyler değil. Bu Türk milletinin malıdır. Ben   ’‘ Mavi Vatanın haritasını ben çizdim, benimdir. ‘’ demiyorum. Böyle bir şey olamaz çünkü Mavi Vatan milletin malıdır. Milletin sahiplenmesi lazımdır. Mavi Vatan ismini kullanmayın çünkü politize olunca sinirleniyorum. Bu Türkiye’nin deniz yetki alanları haritasıdır. Hiç kimsenin bu işte felsefesi yoktur. Bundan dolayı bunlara çok dikkat etmek gereklidir. Bu hiç kimsenin değil , Türk  milletinin malıdır.

Eren Talha Altun :  Yani hiçbir şahıs benimseyemez.

Tümamiral Cihat Yaycı : Hayır , herkes katkı sunmuştur. Sondaj gemilerini veya sismik araştırma gemilerini ben almadım . Dokuz Eylül Üniversitesine ben demedim gerekli araştırmalarını yapın diye. Türkiye petrollerinin anonim ortaklıklarını ben yap demedim. Bunları devleti yönetenler yaptı.  Sadece bunlar da değil ; ‘’ Denizciliği , Türkün büyük  milli ülküsü olarak kabul etmeli ve az zaman da başarmalıyız.’’ Sözünü ben değil Mustafa Kemal Atatürk söylemiştir. ‘’Denizlere ve cihana hakim olur . ‘’ lafını da Barbaros Hayrettin Paşa söylemiştir.

Eren Talha Altun : : Çok doğru söylediniz. Halk seçiyor . Türk Milleti , Mavi Vatan dediğimizde önde gelen ülkelerden bir tanesidir. Zaten siz söylemiyorsunuz. Mavi Vatan benim demiyorsunuz.

Tümamiral Cihat Yaycı : Eren şunları söylemek istiyorum . Ben bazen görüyorum bazı insanlar sürekli ‘’ Mavi Vatan benimdir. ‘’ diyor. Mavi Vatan hiç kimsenin değildir. İsmini o koymuş olabilir ve bizimde hoşumuza gitmiştir. Haritayı ben çizmiş olabilirim . eğer ben çizmeseydim bir başkası çizecekti. Benim her yerde bunu söylemem yerli olmaz. Bu millete mal olmuş bir şeydir. Libya Anlaşmasındaki fikir benim dersem doğru olmaz .Cumhurbaşkanı bu anlaşmayı kabul etmeseydi ve hayata geçirmeseydi bu anlaşma imzalanamazdı. Benim yetkim , iradem veya otoritemle alakalı bir durum değildir.

Eren Talha Altun : : Siz öncü oldunuz.

Tümamiral Cihat Yaycı : Evet , ben sadece fikrimi öne sürdüm.

Eren Talha Altun : : O bile güzel bir şey.

Tümamiral Cihat Yaycı : Beni mutlu eden şey fikrimin pratikte hayata geçmesidir. Hayata geçirenlere şükranlarımı sunuyorum ve çok şükrediyorum. Benim fikrim yazılı bir şekilde raflarda ve kütüphanelerde milyarlarca makalenin durduğu gibi duruyordu. Bundan dolayı sürekli ben demek iyi bir şey değildir. Ortaya somut bir veri koymak lazımdır. Somut açılımlar çok önemlidir. İsrail devleti ile karşılıklı kıyımız vardır . Libya , Mısır ve Adalar Denizin de ki bazı hususlar detaylandırılmalıdır. Mesela sınırımızın nereye kadar olacağı prensiplere , dava kararlarına ve hukuksal görüşü ve ölçümleri belirtilmelidir. Gayri askeri statüdeki adaların anlaşmalara göre durumunun ne olduğu göz önüne alınmalıdır. Bu gibi hususlar ortadan kalkınca egemenlik devir şartları bozulur. Bundan dolayı hukuki tezler ortaya koymalıyız çünkü geçici ifadeler bizlere bir şey kazandırmayacaktır.

Eren Talha Altun : : Evet , çok doğru söylüyorsunuz.

Tümamiral Cihat Yaycı : Bu milletin meselesidir. Yaşanan olaylar politize edilip , siyasete dahil edilecek konular değildir.

Eren Talha Altun : :  Kısacası etik değil , değil mi?

Tümamiral Cihat Yaycı : Mavi Vatan olur , Deniz Vatan olur… Hiçbir şey farketmez . 462 bin kilometre arkamdaki haritadan çıkmıştır.

Eren Talha Altun : :  Sizden çıktı ama sonuç olarak.

Tümamiral Cihat Yaycı : Neticede beni buna teşvik eden birçok etken vardır. Önemli olan buna Türk Milletinin sahip olmasıdır. Ben Türk Milletinin bir ferdiyim . Türk Milletinin denizcilik konusu Çaka Bey ve Umur Beye dayanır. Çok eskilere dayanır.

Eren Talha Altun : : Bunlara ehemmiyet göstermek lazım komutanım .Bir nevi sahiplenmek ama bu davranış hoş ve etik değil.

Tümamiral Cihat Yaycı : Değil , olmaz.

Eren Talha Altun : : Zaten bu olayın kimden çıktığını bilen biliyor. Vurgulamaya gerek yok.

Tümamiral Cihat Yaycı : Felfese yok. Bazıları felsefe olduğunu iddia ediyor ama izlenecek kimse yok. Bunlar hoş şeyler değildir. Bundan  dolayı bana mal etmeyin hiçbir şeyi. Türk Milletinin malıdır.

Eren Talha Altun : : O zaman Mavi Vatan , Türk Milletinin malıdır başlığını verebiliriz.

Tümamiral Cihat Yaycı : İsmi ne olursa olsun hiç fark etmez . Aynen bunları söylemeni istiyorum Eren ; ismi ne olursa olsun bu deniz yetki alanı demektir. İsmini koymak demek bu işin sahibi olmak demek değildir.

Eren Talha Altun : : Türk Milletine aittir.

Tümamiral Cihat Yaycı : Kesinlikle , Türk Milletine aittir. Birde Allah’a şükretmek lazım . Allah bana bunu nasip ettiği için çok şükür.

Eren Talha Altun : : Mavi Vatan konusu ile askerliğe ilk girdiğiniz zamandan beri mi uğraşıyorsunuz?

Tümamiral Cihat Yaycı : Tabi tabi. Bütün arkadaşlarım bilir.

 

Eren Talha Altun : : Yılların tecrübesi aslında komutanım gerçekten kolay bir şey değil. Velinimet aslında. Şunu da sormak istiyorum aslında komutanım son olarak . Şimdi Türk Gençliği var , biliyorsunuz. Yeni Yetişen bir kuşak var Z kuşağı yani bizler. Ben de yeni başladım 21 yaşında genç bir gazeteciyim. Biz gençlere neler tavsiye edersiniz? Özellikle yapmamız ve yapmamamız gereken konular hususunda neler söylemek istersiniz?

Tümamiral Cihat Yaycı : Bir arkadaşım Z kuşağını şöyle tarif eder ; Z kuşağı hakikaten müthiş bir kuşaktır. Çok umutluyum çünkü birincisi ideolojik bir saplantınız yok. İkincisi çok araştırıyor ve sorguluyorsunuz. Üçüncüsü her görüşe değer veriyorsunuz.  Ancak değer verdiğiniz görüşlerin bazılarını kabul ederken bazılarını kabul etmiyorsunuz. Dinliyorsunuz , okuyorsunuz , araştırıyorsunuz ,seçiyorsunuz yani bir şeye körü körüne bağlı değilsiniz. Bunlar çok önemli şeylerdir. Bundan dolayı arkadaşım Z kuşağına zafer kuşağı demektedir.  Türk milletinin yeni zaferini siz yapacaksınız.  Aklınız , biliminiz , sorgulayacalığınız bu ataklığınız ile yapacaksınız. 21 yaşında bir gazeteci olarak sen ve arkadaşların bu konuları bana soruyorsa ve merak ediyorsa bu çok önemli bir şeydir.  Bak bizim neslimizde bunları kimse bilmezdi.

Eren Talha Altun : : Bizle biraz daha şanslıyız çünkü imkanlarımız var. Sizler bu konuları bizlere anlatabiliyorsunuz.

Tümamiral Cihat Yaycı : O zaman da anlatanlar vardı  ama şuan ki milli bilinç eskisine göre çok daha yüksektir. Özellikle de pozitif milli bilinç yüksektir. Z gençliği değil zafer gençliğidir. Ben bunları söylemek istiyorum.

Eren Talha Altun : : Bir anlam yüklüyoruz bundan dolayı gerçekten güzel bu şekilde ifade edilmesi.

Tümamiral Cihat Yaycı : Tabi ki, bu şekilde ifade edebiliriz. Cihat Yağcı şöyle kabul ediyor ; Z gençliği zafer gençliğidir.

Eren Talha Altun : : Çok güzel bence bunu da bir ara başlık olarak verebiliriz komutanım.

Tümamiral Cihat Yaycı : Evet. Gençlere şunu tavsiye ediyorum ; kendinize çok güvenin. Türk Milletinin bir ferdi  olmaktan gurur duyun ve hiçbir zaman aklınızı , mantığınızı ve ruhunuzu bir başkasına teslim etmeyin. Hiç kimsenin sizden daha  iyi düşündüğü kanaatine varmayın . biatçı olmayın , sorgulayın . Sorguluyorsunuz , biliyorum . Her şeyi ben yaptım demelisiniz.

Eren Talha Altun : : Sahiplenmeliyiz o zaman , doğru mu ?

Tümamiral Cihat Yaycı : Evet ama senin yaptığın işi sahiplenmelisin. Bir işi baştan sona senin yapman gereklidir. Öyle bir şey yap ki bir işe yarasın. Netice olarak coppy- paste yapma demek istiyorum. Yani Eren, kes ve yapıştır yapıp sonra da bu benim dememelisin. Senden kesip yapıştırsınlar.

Eren Talha Altun : : Özgün olmak lazım .

Tümamiral Cihat Yaycı : Evet , özgün olmak lazım. Şimdi söylemek istediğim bir şey daha var. Gençliğimden beri çok sinirlendiğim bir konu var o da söylediğim fikrimin çalınmasıdır.

 

Eren Talha Altun : : Evet , benimde birçok kez başıma geldi. Alıyorlar bir gazetecinin sorduğu soruya göre kaynak göstermiyorlar. Bunu büyüklerimiz bile yapıyor komutanım . Ama bizler yapmamalıyız . Sizler bunun ehemmiyetini vurguluyorsunuz.

Tümamiral Cihat Yaycı : Tabi , tabi. Onları yapmayın ve emeğe saygı duyun. Emeğe saygı duymak da yaptığın işi sonuna kadar yaptım diyebilmektir. Sondaj gemileri ben gönderdim ve sismik araştırma gemilerini de ben gönderdim. Bütün detayları yazmıştım. Eğer bunları diyebiliyorsam benimdir. Ama diyemiyorsam bana ait değildir. Denizcilik Bakanlığını ben yaptım diyorsan , evet senindir ama öyle değil ise ; devlet buna kendi karar verdi ise , sen sahibiyim diyemezsin. Felsefesi benim ve diğer detayları benim dememelisin. Bu milletin malıdır bundan dolayı en önemli şeylerden birisi ; her şeyi kendiniz yapmanız ve mütevazi olmanızdır. Yapmadığınız şeyleri sahiplenmemeli ve yaptığınız işlere de referans koymalısınız.

Eren Talha Altun : : En azından emeğe saygı önemlidir. Özellikle kaynak gösterip , kaynakça vurgulamak mühimdir.

Tümamiral Cihat Yaycı : Bunu sen çağdaş bir şekilde söyledin ancak ben bunu klasik bir şekilde söyleyeceğim ; kul hakkı yemeyin.

Eren Talha Altun : : Evet, doğru. Sonuçta emek var ve bunlar gençler için çok önemlidir. En azından yeni yetişen nesil , şuanki medyanın yaptığını yapmamalıdır. Bu konuda örneklerde verebiliriz.

Tümamiral Cihat Yaycı : Bir şey çalışırken 5N-1K diye doldurmaya çalışmalısınız. Bunu asistanlarımada söylemekteyim .

Eren Talha Altun : : Ne , nerede , kim soruları kesinlikle gazetecilikte olmazsa , olmazdır.

Tümamiral Cihat Yaycı : 5N-1K’yı mektup dahil yazsanız belirtmelisiniz. Birde dedikodu yapmamalısınız.

Eren Talha Altun : : Komutanım bizim gençler çok dedikodu yapıyor. Bende dedikoduyu sevmiyorum.

Tümamiral Cihat Yaycı : Yalan söylemeyin ve dürüst olun . Benim Devlet Demiryolları gibi prensiplerim vardır. Bunlar; dürüst olmak , dedikodu yapmamak ve yalan söylememektir.

Eren Talha Altun : : Yani DDY demek oluyor. Bunu da bir alt başlık olarak veya ara manşet olarak verebiliriz. Bunlar çok önemli öğütler komutanım çünkü sizler bizim hocamız, komutanımız ve her şeyden önemlisi yol göstericimizsiniz.

Tümamiral Cihat Yaycı : Sağ olun , gurur duyuyorum.

Eren Talha Altun : : Bizler , sizler gibi samimi , gençlere yol gösteren değerli büyüklerimize de saygı duyuyoruz. Bazı insanlar bunu yapmıyor ancak sizin bizlere bakış açınız farklı bir perspektif kazandırıyor. Ben gençler adına bundan dolayı çok teşekkür ederim. Biz birçok kişi ile röportaj yaptık ama böyle karşılanmadık.

Tümamiral Cihat Yaycı : Eren, ben senden şimdi bir şey isteyeceğim. Ben Dünyanın dört bir yanında gönüllü gençler ile çalışıyorum. Bundan dolayı bizlerin Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi’miz var . Yedi aylık bir merkez ve Dünyanın birçok yerinde olan Amerika, Çin , Azerbaycan , Kırgızistan , Rusya da vb ülkelerde okuyan gençler ile çalışıyoruz. Onlar bizim bu hesaplarımızın bilgilerini yayınlıyorlar ve ben sadece göz gezdiriyorum. Bundan dolayı Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi yani BAU DEGS , Twitter hesabı vardır.

Eren Talha Altun : : Herkese açık mı ?

Tümamiral Cihat Yaycı : Evet , herkese açıktır. İstediğiniz gibi başvuruda bulunabilirsiniz. Bizler sadece gönüllülük esasına göre çalışmaktayız. Bakın mektup kampanyası yaptık ve 4-5 gündür devam ediyor. Üstelik daha yayımlanmadan mektupları gönderen ve tepki koyan bizim gençlerimizdir. BAU DEGS’ in, Twitter hesabı , Youtube , Instagram ve Facebook hesabını kesinlikle takip etmelisiniz ve ettirmelisiniz.

Eren Talha Altun : : Bende elimden geldiği kadar destek ve katkıda bulunurum . Zaten birçok yerde yayın yapıyoruz aynı zaman da haber de yaparız komutanım. Bu röportajı da farklı başlıklar ile birçok yere attırmayı düşünüyorum . Mesela Akit gibi ulusal çapta yayın yapacak yerlere düşünüyorum . Birçok yerin girmesi ile birlikte önemli yerleri haberleştirmeyi düşünüyorum . Çünkü gençler adına ve diğer konularda çok önemli açıklamalarda bulunduğunuzu düşünüyorum budan dolayı sizlere çok teşekkür ederim.

Tümamiral Cihat Yaycı : Ben teşekkür ederim . Ben şunları söylemek istiyorum; Türk oğlu Türküm ve Müslümanım. Bununla da gurur duyuyorum , sizlerde gurur duyun.

Eren Talha Altun : : Çok teşekkür ederiz güzel bir bitiriş oldu komutanım , çok sağ olun. Ben yayınlandıktan sonra size atacağım tekrardan size çok teşekkür ederim. Kendinize iyi bakın , görüşmek üzere.