Röportajlar 0

İmbat Muğlu Röportaj

Terör ve Güvenlik Uzmanı Dr. İmbat Muğlu ile özel bir röportaj gerçekleştirdik. Terör ve Derin siyaset ,güvenlik, İHA, SİHA, terörizm hakkında merak ettiklerimizi cevapladı.

İmbat Muğlu kimdir? Sizi tanıyabilir miyiz?

İmbat MUĞLU: Emekli askerim. Uzun dönem, başta Irak olmak üzere sınır hatları, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde görev yaptım. Meslekte son görev yerim Ankara’da İken malulen emekliye ayrıldım. Bu arada birkaç alanda akademik çalışmalar yaptım. Bu çalışmaların çoğunluğunu; uluslararası terör, terörizm, güvenlik, yakın tarihimiz ve Ortadoğu’da ki gelişmeleri kapsamaktadır.  İlgili televizyon programları, başta TRT olmak üzere birçok televizyon kanalında terörü, terörün kanlı yüzünü, teröre karşı yapılan yurt içi ve sınır ötesi operasyonları konuştum ve konuşmaya devam ediyorum. Bebek katili PKK terör örgütünün başta doğu ve güneydoğu bölgelerinde olmak üzere 40 yıldır ülkemizde insanlarımıza yapmış oldukları zulmü, baskıyı, FETÖ terör örgütü ile iş birliğini her fırsatta ve platformda dile getirmekteyim. Terör ve terörizmle mücadele nasıl yapılmalı, bu örgütlerin kaynakları, vatandaş olarak neye nasıl dikkat etmeliyiz gibi konular ile ilgilide hemen hemen 81 ilimizde üniversite, ortaöğretim okulları ve çeşitli STK’lar vasıtası ile konferanslar verdim ve vermeye devam ediyorum. Son bir yıldır dünyayı ablukada tutan pandemiden dolayı da çoğunluk ile Skype üzerinden de veya çeşitli iletişim ağları üzerinden bunları dile getirmeye çalışıyorum.

Terör ve Derin Siyaset isimli kitabınızı inceleme şansım olmuştu. Bir bölümü dikkatimi çekti. Türk Kürt kardeşliği konusuna daha geniş yer verdiğinizi görüyorum. Bunun sebebini rica etsem açıklar mısınız?

İmbat MUĞLU: Tabi. Ben Kürt kökenli bir kardeşinizim. Kendim de Kürdüm Edirne’den Kars’a kadar kim ne kadar ben çok iyi bir Türküm diyorsa ben onlardan çok daha iyi bir Türküm. Ben bu ülke için bu bayrak için bu vatanın bölünmez bütünlüğü için ömrümü adadım ve adamaya da devam ediyorum. Yıllarım hep terörle ve terörle mücadele ile geçti niye Türk ve Kürt kardeşliğinden çok fazla bahsettim çünkü bu coğrafyada çok kadim milletler var ama özellikle Türk ve Kürt kardeşlerimizin ve Arap kardeşlerimizin kadimliği tartışılmaz. Yani bu üç millet asli unsurdur ve birbirinden ayırmak mümkün değildir. Ecdat Anadolu’ya ayak bastığından beri coğrafyanın yegâne unsurları olan Kürt ve Arap kardeşlerimiz ile bir bütün olmuştur. Dini aynı, kültür, adet ve örfü çok yakın bu milletlerin tek ayrık olan dil olayı olmuştur. Zamanla ecdatın bu coğrafyada uygulamış olduğu eşitlik, hak, hukuk, adalet gibi kavramlar ile tesis etmiş olduğu İslam kardeşliğinin güzelliğinden olsa gerek ayrı dil konuşulması sorun olmadığı gibi bir zenginlik olarak görülmüştür. Maalesef bu dil farkını son 40 yıldır bebek katili  terör örgütü ve siyasi maşaları kullanıyor. Bin yıldır var olan kardeşlik ilkesine zarar vermek için FETÖ ve PKK birçok alanda iş birliğine gitmiştir. Geçmişi şan ve şerefle dolu milletimizin bu hainlere fırsat vermemesi gerekir. Geçmişte Selahattin Eyyubi’nin düşünce tarzını İdrisi Bitlisi’nin sadakatini, evliyalarımızı, en önemli ecdadımızı unutmamak lazım. Hele ki Abdülhamit Han’ın bu coğrafyada ki kadim milletlere olan bakış açısını asla ve asla unutmamak gerek…

Rahmetli dedem 105 yaşında vefat etti sürekli kullandığı bir ifade vardı ben de kullanıyorum “Bave Kurdan” (Kürtlerin babası) diye Abdülhamit hanı sürekli anlatırdı. Böyle bir coğrafyada bu kadar güzel iki tane milletin bu kadar kardeş yaşaması örfi bir adeti bir kültürü bir…Yıllardır başta yazılı kaynaklar, medya ve çeşitli mecralarda Araplar ile ilgili yalan yanlış haberler yapılmakta ve yayılmakta. Osmanlının çöküşü sonrası neredeyse tüm olumsuzlukları Araplara mâl etmeye çalıştılar. İslam düşmanı siyonist devletlerin Araplar Osmanlıya ihanet etti gibi yalanlarını bir çok satılmış kalem doğruymuş gibi anlatarak halkı bölücülüğe teşvik ettiler. Bunu yapanlar zaten İngiliz, Fransız, Alman ve Amerikan tarihçileri. Bizleri birleştiren en önemli unsur din. Elhamdülillah Müslümanız, müslüman olarak yaşamaya çalışıyoruz. Dinimiz İslam, ırkçılığı reddediyor. Arap milletini, Kürt milletini yok saymak hiçe saymak emin olun hiçbir dönemde olmadı, lakin yanlış politikacıların yanlış politikaları olmuştur.  Türk ve Kürt kardeşliğinden çok fazla söz etmemin sebebi acıyı tırnağımın ucundan saçımın teline kadar hissetmiş ve yaşamış olarak yazdım. Türklükle kürtlükle alakalı ilgili bir konu gündeme geldiğinde muhakkak anlatırım. Maalesef 40 yıldır PKK terör örgütü 40 binden fazla insanın yaşam hakkını elinden almıştır. Ülkemizi maddi manevi zarara uğratmış olmasına rağmen bilerek ya da bilmeyerek bu kanlı yapıya alet olan toplumun içinde maalesef üç maymunu oynayan ya da bunu bilinçli yapan ciddi bir kesim var.

Ülkenin terörle mücadelesini sahada başarılı bir şekilde izliyoruz. Önleyici tedbir açısından medya ve sivil toplum örgütleri yeterince gayret gösteriyorlar mı?

İmbat MUĞLU: Bence göstermiyor. Sorun ne olursa olsun sonunda tek bir kalem ile SORUNLAR çözüme kavuşturulur. Kalemlerin atmış olduğu imzalar neticesinde savaşlar biter. İkinci Dünya Savaşı da yakın tarihte yapılan körfez Savaşları da. Özetle bütün dünyada yapılan savaşların son kararı kalemdir. Bu kalem iletişimdir bu kalem basındır, halktır, STK’lardır. Biz maalesef bu konuda yetersiziz. Diyarbakır anneleri PKK terör örgütüne karşı yapılan bir devrim hareketidir. Basına bakıldığı zaman birkaç yayın organı hariç maalesef ilgisiz kalınıyor. Malesef bu konuda basın yetersiz kalıyor.Kandile her gün atom bombası atsanız dahi emin olun terörü bitiremezsiniz. Terör öldürerek bitmez. Bizim bu zihniyeti değiştirmemiz gerekiyor. Çünkü kanlı örgütlerin kirli yüzünü anlatmazsak yazmasak kim bilecek bu hainleri? Şu an gündemde olan konulardan bir tanesi HDP’nin kapatılması. HDP neden kapatılmalı? HDP bir siyasi parti olduğu için değil HDP’nin şu an yapmış olduğu tamamen terörü ve terörist faaliyetleri desteklemektir.  Hem Anayasamıza göre hem de Avrupa insan hakları Mahkemesi’nin hazırlamış olduğu kararlar doğrultusunda şimdiye kadar çoktan kapatılması gerekirdi. Lakin AİHM söz konusu Türkiye olunca onca haklı gerekçe ortada İken uygulanmıyor. Oysa aynı AİHM başka ülkelerde aynı gerekçeleri uyguluyor. Tabi ki şunu ifade etmek gerekir. HDP’nin kapatılması için en çok yazan ve anlatanlardan biri olmama rağmen sadece kapatılmanın çözüm olmadığını savunanlardanım. Siyasi kimliğinden dolayı bu ve buna benzer terör ile arasına mesafe koymayan oluşumlara gelen desteğin arka planı iyi incelenmeli ve bununla ilgili çok geniş, sistematik bir çalışma yapılmalıdır. 

Terörle mücadele ailede başlıyor diyebilir miyiz? Aileleri bilinçlendirmek için neler yapılmalı?

İmbat MUĞLU: Kesinlikle. Ailenin, çocuk dünyaya gelir gelmez anlatması gerekir. Vatan nedir? Bayrak nedir? İslam nedir? Kur’an-ı Kerim nedir? Peygamber nedir? Allah sevgisi nedir? Bunları anlatmak lazım.  Çünkü biz dinimizi iyi yaşar iyi anlatırsak bu meseleyi kökten çözmüş oluruz. Çünkü İslam dininde terör ve terörizme yer yoktur ve yasaklanmıştır. Bu millet sadece dizi ve sinema ile şanlı tarihimizi ve gerçekleri öğrenemez. Popülizm araya girdiği zaman reklam araya girdiği zaman siz bunu anlatamazsınız. Evet bu dizilerin de olması lazım İngiliz, Fransız, Amerikan haçlı zihniyeti dizileri izlemektense tabii ki Büyük Selçukluyu, Osmanlıyı, Kurtuluşu yani Cumhuriyet sonrasını 15 Temmuz ile ilgili terörle mücadele ile ilgili dizilerimizin olmasını tabii ki takdir ediyorum ve gerçekten özellikle TRT bu son dönemde çok güzel projelere imza attı. Bundan onur ve gurur duyuyorum. Ama bunlar dışında bizim devlet politikası yapmamız lazım bu konuda aileleri bilinçlendirmek gerekiyor. Nasıl aile hekimleri mevcut ise bu gibi bilgilerin eğitiminin verilmesi için personel sağlanması gerekir. Cami imamlarımız bu konu için biçilmiş kaftandır diye düşünüyorum. Gerekirse maddi destek verilmesi gerekir. İmamların sadece beş vakit namaz kıldırmaması lazım imamların gerçekten çocuklara Kur’an kursları dışında da vatan millet bayrak sevgisini de anlatması lazım. Vatanın, milletin, bayrağın kıymetini bilirse çocuk, emin olun dini de bilir. Vatanı olmayan milleti olmayan bayrağı olmayanın dinini yaşaması ne kadar mümkün olabilir ki? Aile temel değerdir. Ailelerin bilinçlendirilmesi devlet politikası olması lazım yoksa başka türlü biz ne yaparsak yapalım anne babanın anlatmış olduğu kadar etkili olamayız.

Savunma sanayisi ne durumda? Artık kendi göbeğimizi kendimiz kesebiliyor muyuz? Dışa bağımlılık hangi seviyede?

İmbat MUĞLU: Terörle mücadelemiz ve özellikle mühimmat konusunda özellikle kullanmış olduğumuz hemen hemen her mühimmatın %100’ü yerli. Şu an terörle mücadelede Suriye’de Libya’da namludan çıkan her mermi %100 yerli. Piyade tüfeklerimiz yerli.  Baktığınız zaman tabancalarımız yerli.  Birçok füzemiz yerli. Şu an biliyorsunuz milli tank, milli helikopter çalışmalarımız var. Özellikle Aselsan’ın, Bayraktar’ın İHA ve SİHA’ları. Hep diyorum Cumhurbaşkanımızın terör ile mücadelesinde ki kararlılığı, Diyarbakır annelerin direnişi, güvenlik güçlerimizin azmi ile birlikte yerli İHA ve SİHA’ların başarısı sonucunda terörle mücadelede gerçekten bir devrim olmuştur. 

İHA ve SİHA’ların başarısından söz ettiniz. Rusya’nın bize S-400’leri vermesi Avrupa’ya karşı bir denge politikası mıydı?

İmbat MUĞLU: Türkiye, Avrupa’nın Amerika’nın Rusya’nın taleplerine ya da isteklerine göre silah ihtiyacını gerçekleştirmiyor. Türkiye, coğrafi konum itibari ile, siyasi ve sosyal yaklaşımıyla, mazlumun yanında olmasıyla, vicdanıyla ve kendini addetmiş olduğu görevden dolayı beka meselesi dediğimiz meselelerden dolayı S-400 talebimiz oldu. S-400’den önce bizim Patriot talebimiz vardı.

Özellikle PKK ile mücadelemizden dolayı, Suriye’de Doğu Akdeniz’deki yapımızdan dolayı Amerika, Türkiye’nin daha çok silahlı olarak güçlenmesini ekonomik olarak da güçlenmesini istemedi. Özellikle ‘’Güçlü Ordu Güçlü Türkiye’’ sloganımız vardı bizim güçlü ordumuz olmazsa haliyle güçlü Türkiye’de olmayacak. Çünkü dört bir yanı düşman ile çevrili. Bugün Türkiye’nin bu gücü elde etmemesi için Amerika Patriotları vermemek için bütün yokuşları öne sürdü. Türkiye S-400’leri zorunlu ve zaruri olduğu için bu talepte bulundu. Tabi bir denge politikası olarak da düşünülebilir.

Görüşmemizi özetleyecek olursak neler söylemek istersiniz?

İmbat MUĞLU: 85 milyonun tek yürek olması lazım. Biz millet olarak eğer tek yürek olursak biz bir bütün olursak biz bayrak, vatan, millet,İslam sevgisini, kuran sevgisini, peygamber sevgisini, Allah sevgisini çocuklarımıza öğrencilerimize komşularımıza anlatırsak, bunu dile getirirsek, bunları yaşarsak emin olun ne olursa olsun hangi güç gelirse gelsin yüce yaradan bizi koruyacaktır, kollayacaktır çünkü çizgimizde yolumuz da belli. 

– Gazeteci Esra Kan – Eren Talha Altun