Röportajlar 0

Sinan Oğan Röportaj

-Sayın Oğan MHP’deki Genel Başkanlık sürecinde yer almışken,  yeni bir parti oluşumuna gidenler ile yolunuzu ayırmıştınız, Bugün yolunuzu ayırdığınız o grup İYİ PARTİ İSMİYLE mecliste grubu olan bir partiye dönüşmüş durumda. Bu konuyla ilgili Geçmişte yapmış olduğunuz tarafsızlık tercihinizden pişman mısınız, yoksa halen aynı noktada mı duruyorsunuz?

Tam tersine bugün yaşananları gördükten sonra verdiğim kararın ne kadar doğru bir karar olduğunu bir kez daha görüyorum en başından biz yola çıkarken Milliyetçi Hareket Partisi’nde bir değişim için yola çıkmıştık. Birçok televizyon kanalında röportajları yaptığımızda bize televizyonlardan gazetelerden Şu soruyu sordular aynı zamanda bizim delegelerimiz ile birebir görüşmelerimizde de şu soruyla hep karşılaştık 

Bu Kurultay başarısız olursa Çünkü her kongreyi kazanacaksınız diye bir kaide yok  ,hele Türkiye’nin son dönemlerinde bunu engelleyen bir sürü başka unsurlarında olduğunu gördük uyduruk mahkemelerde engellediler

 Böyle bir şeyle karşılaşırsanız partiden Ayrılacak mısınız? Yeni bir parti kuracak mısınız? diye bize hem basın hem delegelerimiz Yani Milliyetçi Hareket Partisi’nin Kurultay delegeleri soru sordular. Bana da sorgular Ümit Bey’e de sordular Koray Bey’e de sordular.

 Meral Hanım’a da sordular Biz dördümüz de çok net bir şekilde şu cevabı verdik. Hayır kesinlikle. Başka bir Parti kurma kurmayacağız. Milliyetçi Hareket partisini bölmeyeceğiz. Başka bir yere gitmeyeceğiz dedik ama bu  Kurultay süreci akamete uğrayınca . Diğer üç arkadaşımız gittiler. Parti kurdular .

Ben milletimize Türk milliyetçilerine Verdiğim Sözün arkasındayım ve  Dün olduğu gibi bugün de Milliyetçi Hareket Partisi’nde mücadelemi sürdürüyorum.  Partimden ihraç edildim. Mahkeme yoluyla geri döndüm Bir daha ihraç edildim şimdi İnşallah bir daha döneceğim . Bu mücadeleyi devam ettiriyorum. Verdiğim bu karardan da zerre kadar pişman değilim Türk milliyetçilerinin bu mücadelesi koltuk mücadelesi değil olmamaktır. Türkiye’de Maalesef ki şöyle bir durum var ; Siyaset yaparken yani akşam gözünü bir partide açıp Sabah bir partide kapayan o kadar çok örnek var ki 1 senede 5 Parti gezen o kadar çok milletvekili örneği var ki ,bütün bunları gördükten sonra geçmiş dönemlerde Ben şu karara geldim; Yani Türk milliyetçilerinin Türkiye’deki siyaset yapanların hele hele 18 senedir AKP den başka bir iktidar yüzü görmemiş. Yeni nesil gençlerin şunu görmesi lazım. 

Yani Siyasette bütün zorluklara rağmen omurgalı bir duruş sergilemek mümkündür. Dik durmak mümkündür. Siyaset ülkeye hizmet için yapılır ama aynı zamanda idealler için yapılır. Siyaseti basite indirgeyip  bir araç gibi görmek Yani bugün bu Parti’den yarın o Parti’den öbür gün başka bir partiden böyle bir bakış açısıyla bakmak yerine biz siyaseti daha idealize etme taraftarıyız. Siyaset mal mülk edinmek için koltuk edinmek için makam edinmek için yapılan bir iş değil. Siyaset ülkeye hizmet için , inandığınız değerlerle ülkeye hizmet için yapılan bir iştir.

Bu Sebeple de ben durduğum yerdeyim. Başarılı olacağımıza inanıyorum. Başaramazsak bile insanlar şunu söyleyeceklerdir. Muhakkak. Evet Türkiye’de omurgalı dik Duran insanlar Siyasette bir günü bir gününü uymayan değil çizgisi düz olan insanlar da var diyeceklerdir Özellikle de gençlerimize bu konuda örnek olmaya çalışıyorum. Her gün bir partide gözünü açıp öbür partide gözünü kapatan birisi olmak yerine burada başarısız olduk. Bir de şansımızı bir parti kurarak deneyelim demek yerine.

Milliyetçi Hareket partisinde ki şartları sonuna kadar zorlayacayacağım .Özellikle de Z kuşağı için geçerli Z kuşağı Çünkü daha önceki kuşaklardan biraz daha farklı bir kuşak Z kuşağı gözünü AKP ile açmış ve bugüne kadar AKP den başka bir iktidar görmemiş bir kuşak ve AKP nin de siyasetteki her türlü nasıl söyleyeyim bel altı vuruşlarını görmüş bir kuşak 

Darbeyi görmüş darbe teşebbüsünü görmüş fetö’nün her türlü aşağılık işlerini görmüş bir kuşak bu kuşağın  temiz siyasetçiler olduğunu da bu kuşağı göstermek lazım dik Duran omurgalı Duran duruşundan görüşünden taviz vermeyen siyasetçilerin olduğunu bilmesi lazım Ben bunun için çalışıyorum çünkü Türk gençliğinin Atatürk cumhuriyeti Türk gençliğine emanet etmiştir Türk gençliğinin önündeki Rol modellerde siyasetteki diğer alanlardan bahsetmiyorum.Türk siyasetindeki rol modellerinin daha ben düzgün bir çizgide siyaset yapması akılla siyaset yapması gerektiği kanaatindeyim. Ben de bunu sağlamaya çalışıyorum. 

 

-Sayın Oğan bildiğiniz üzere son dönemlerde yükselen bir Türk Milliyetçiliği var, siyaseten bu yükselişin temsili noktasında mevcut siyasi partileri yeterli buluyor musunuz?Türk Milliyetçiliğinin tabansal yayılımı doğru şekilde konsolide ediliyor mu?

Maalesef edilmiyor. Milliyetçiliğin her türlüsünü ayaklarımın altına aldım diyen Türkçülüğü ayaklarımın altına aldım diyen bir siyasi hareket olan Adalet ve Kalkınma Partisi de bugün milliyetçiyim diyor ve milliyetçi oylara Talip olduğunu söylüyor. Milliyetçi Hareket Partisi Maalesef ki bugün Özlenen beklenen oy oranlarına ulaşabilmiş değil. 

Milliyetçi Hareket Partisi’nin aldığı oy yüzde on civarda ama Türkiye’deki Türk milliyetçiliğinin oy oranı %10 değil yani bunu sadece Milliyetçi Hareket Partisi’nin oy oranı ile kıyaslarsak Türk milliyetçiliğine büyük bir haksızlık yapmış oluruz. Ben Türk milliyetçiliğinin Türkiye’deki oy potansiyeli nin %50 lerin çok üzerinde olduğunu Yüzde 60’lara 70’lere çıkabilecek bir oy havzası olduğu kanaatindeyim. 

Doğru ifade ettiniz. Türkiye’de Türk milliyetçiliği yükselen bir değer hep yükselen bir değer olmuştu. Ama zaman zaman maalesef ki Türk milliyetçiliğini anlatma noktasında karşı propagandaların karşısında çok fazla ifade etme durumu söz konusu olamamıştı.

Türk milliyetçiliği Yanlış ifade edildi. Bugün de bazı kesimler Türk milliyetçiliğini bir ırkçı hareket gibiGöstermeye çalışıyor. Bugün Türk milliyetçiliğini belirli alanlara hapsetmeye çalışan kesimler var. Bütün bunlara rağmen Türk milletinin içinde ki Türk milliyetçiliği hissiyatını kimse öldürebilmiş değil. Yine dünyada artan bir milliyetçilik dalgası olduğunu da unutmamak lazım.

Bugün İYİ Parti Türk milliyetçiliğinin ciddi bir parça kopan parçası üzerine kuruldu aslında ama İYİ Parti’de kurucularından birisi ve MHP Genel Başkan Adaylarından birisi olan Ümit hocanın en son açıklamasında şu vardı;

Türk milliyetçiliği İYİ Parti’den tasfiye ediliyor. Sözü vardı.  Zaten İYİ Parti’de kendilerini Türk milliyetçilerinin temsilcisi olarak ifade etmiyorlar. Daha Merkez sağda ortada bir noktaya konumlandırılmıştır. Gördüğüm kadarıyla Tabii ki onların. İfadelerine göre söylüyorum. Hal böyle olunca Türk milliyetçileri kendilerini tam olarak temsil eden bir siyasi parti MHP varken dahi göremiyorlar.

Normal şartlarda Türk milliyetçilerinin siyasi kıblegahı Milliyetçi Hareket Partisidir. Bu olmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi’ nin aldığı oy oranına baktığımızda bunu tam olarak , karşılayamadığını görmekteyiz. Oysa bunu çok rahatlıkla daha aktif ,  doğru politikalar ile bunu karşılayabilecek bir siyasi geçmişe ve altyapıya sahiptir. 

O sebeple sorunuzun cevabını özetleyecek son cümle olarak şunu ifade edeyim Türk milliyetçileri Maalesef ki bugün içine sığacak bir kap Maalesef ki bulamamaktadırlar. Bir Türk milliyetçiliği dalgası var ve bu Türk milliyetçiliği dalgası eninde sonunda bu ihraçları da bu yasaklarıda  hepsini yıkıp geçecektir ve Türk milliyetçiliği dalgası Türk milletinin iktidarı ile son bulacaktır. Nihai Hedefi olarak.

Sinan Bey son yerel seçimlerde bildiğiniz üzere Cumhur ittifakı büyükşehirlerde ağır bir yenilgi aldı, Sizce bu siyasi tablo genel seçimlere ilişkin olarak bir ölçüt kabuledilebilir mi?Cumhur ittifakı oy kaybetmeye devam mı ediyor?

 Cumhur ittifakı  Aslında oy kaybetmeyi uzun süredir sürdürüyor son dönemlerde pandemi ile beraber bunun hızlandığını da görmekteyiz. Türkiye’de 18 yıllık bir iktidar kimseye nasip olmamıştı. Adalet ve Kalkınma Partisine nasip oldu, Adalet ve Kalkınma Partisi Milliyetçi Hareket PartisininErken seçim çağrısı ile iktidara gelmişti. Ardından 16 senelik bir muhalefetten sonra yeniden bir araya gelindi ve Milliyetçi Hareket Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi Cumhur ittifakını oluşturdu. Cumhur İttifakı  İlk oluştuğunda %50 nin biraz üzerinde gözüküyordu ama bugün Cumhur ittifakının oy potansiyelinin %40 – 42 lerde olduğunu görmekteyiz. Bu mevcut ekonomik Şartlar böyle devam ederseki böyle devam edeceği gözüküyor. Bunun 40’ların da altına 37/40 bandına kadar gerileyeceğini de ön görmek mümkündür. Dolayısıyla da Mevcut şartlar altında Cumhur ittifakı’nın yeniden iktidar olma şansı gözükmüyor. 

Yalnız İlginç olan bir şey 18 yıllık bir iktidar , iktidarın yıpranmışlığı 18 yılın vermiş olduğu yorgunluk ve kendini tekrar etme iktidarın Artık yeni bir şeyler söylemekten yaşadığı müudariplik İktidar yeni birşey söyleyemiyor  Bütün bunlara rağmen muhalefet maalesef ki umut olamıyor .Türkiye’de bir iktidar sorunu olmakla beraber bir de muhalefet sorunu var. Maalesef ki mevcut siyasi partiler Türk milletinin isteklerini taleplerini tam olarak karşılayamıyor.

 Muhalefet iktidara  alternatif olamıyor. Olamadığı için de bu iktidar çok iyi olduğu için değil muhalefet eksik olduğu için 18 yıl 19 yıla doğru gidiyor. 19 20’ye doğru gidiyor dolayısıyla da Cumhur ittifakını sordunuz doğru ama Cumhur ittifakı ile beraber millet ittifakının da yeterli bir çoğunluğu sağlayamadığını görmekteyiz. Büyükşehirlerde bir başarı sağlandı bu önemli bir başarıdır zaten iktidarın da elini kolunu  kıran bir başarıydı özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerin kaybedilmesi , Cumhur ittifakı nın daha doğrusu Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Hem maddi kaynaklarını Çünkü örgütler yerel teşkilatlar buralardan besleniyordu hem Oraların kesilmesine sebep oldu .

Hem de moralmen çökmelerine sebep oldu Bir de tabii Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidar olma gerekçelerinin başında Türkiye’de adaletin olmayışı kalkınmanın sağlanamayışıydı o yüzden de ismini Adalet ve Kalkınma Partisi koymuştu. Bugün Türkiye’de Maalesef ki en dejenere  olan iki kelime Adalet ve Kalkınma yani ekonomi ve adalet Türkiye’de 18 senenin sonunda isminde Adalet ve Kalkınma olan bir parti.

Adalet ve ekonomi reformu yapacağım. Diyor. 18 sene iktidarda olacaksınız ve bu konularda hiçbir başarı sağlayamayacaksınız.  18 senenin sonunda da bir reform adı altında bunu itiraf edeceksiniz. Böyle bir ortamda muhalefetin bugün yani tartışmasız bir şekilde iktidara yürüyor olması lazım ama öyle ortada iktidara gümbür gümbür yürüyen bir muhalefet ve muhalefet lideri Maalesef yok olmadığı için de zaten Adalet ve Kalkınma Partisi hala Türk siyasetindeki domine edici rolünü devam ettirmektedir. Ama ben Türk siyasetinde  önümüzdeki  2023 sürecinde yeni değişikliklerin yaşanacağını düşünüyorum. Hatırlayınız. Türk siyasetinde bir dönem Demireller ,Özallar, Erbakanlar vardı 

O nesil Türkiye’yi bir dönem yönetti  o nesil gitti yerine bu nesil geldi.  Bugünkü Türk siyasetindeki nesil  geldi ama bunların da Türk siyasetindeki nesil en genci 65 yaşında ve 65 ile 75 yaş arasındaki bir siyaset Nesli Türkiye yönetiyor ve bu artık son dönemleri Z kuşağından bahsediyoruz. Türkiye’nin işte Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip olmasıyla övünüyoruz ama gençleri anlamayan bir nesil Türkiye yönetiyor. Türk Siyasetini domine ediyor iktidarıyla muhalefetiyle sadece iktidardan bahsetmiyorum. Muhalefete muhalefet liderleri de yaşlı Liderler dolayısıyla da önümüzdeki süreçte 

Ben Türk siyasetinin gençleşeceğini Türk siyasetinin gençleri anlayan.Gençlere kulak veren bir yönetim anlayışını dünyayı takip eden dünyayı bilen bir yönetim anlayışının Türk siyasetine hakim olacağı kanaatindeyim.

Onun içinde Z kuşağından Siz bahsettiniz Türk siyasetine Önümüzdeki süreçte Z kuşağı yön verecek. Yani meydanlarda Nutuk atarak yalan söyleyerek toz pembe göstererek gençleri Kandıramıyorsunuz hemen internete giriyorlar . Neyin ne olduğunu 2 dakikada öğreniveriyorlar. Onun için siyasete bakış açısınında  değişmesi lazım. Gençlere bakış açısınında değişmesi lazım. 65 yaş üstü sokağa çıkamıyor ama 65 yaş üstü Türkiyeyi yönetiyor. 65 yaş üstü Tapu kaydı için gittiğinde tapusunu devredemiyor. Akıl sağlığı yerinde mi diye 65 yaş üstünden belge isteniyor. 65 yaş üstüne gelindiğinde devlet diyor ki senin artık bu yapabileceğin bir hizmet kalmamıştır. Senin yapacağın tek hizmet mutlu bir emeklilik geçirmektir. Diyor ama aynı 65 yaş üstü.

Z kuşağını yönetiyor. İnternet kullanmayı bilmeyen 65 yaş üstü hayatı internette geçen Z kuşağını yönetiyor burada bir gariplik var. Burada bir abeslik var ve Böyle olunca da bugün gençler büyük bir oranda Ak partiden  zaten uzaklaştılar ama kendilerine hitap eden bir muhalefet partisi de bulamıyorlar. O sebepledir Önümüzdeki süreçte Türk siyasetine yön ver olan damgasını vuracak olan Z kuşağıdır

Sayın Oğan Dış politikada özellikle son yıllarda ABD ve Avrupa ile sarsıntılı dönemler yaşamaktayız, tam da böylesi bir dönemde Rusya ile yakınlaşıp s-400’leri almış olmamızı nasıl değerlendirmek lazım,Bu hamle bizim Atlantik/NATO paktından uzaklaşıp Avrasya eksenine doğru kaydığımızın bir işareti midir?

Tam olarak değil yani Türkiye nato’dan çok kolay kopması Avrasyaya yakınlaşması veya Amerika’dan kopup Rusya yakınlaşması çinle paralel hareket etmesi çok böyle kolay değil bu işler Tabii kamuoyunda konunun detayına Vakıf olmayanlar için

Bir tane silah sistemi aldınız. hemen Batı sisteminden koptunuz hemen başka bir sisteme eklendiniz gibi algılanabilir ama bu işler böyle değil Türkiye hava savunma sisteminde bÖyle Bir tercihe gitti. Türkiye bu tercihe mecbur kaldı. Çünkü amerika Birleşik Devletleri Türkiye’ye bu konuda ambargo uyguladı ,yine parasını verdiği üretimine ortak olduğu. F 35 savaş uçaklarından dahi Türkiye programdan çıkarılma durumunda kaldı böyle bir durumda Türkiye bir tercihte bulundu ve s400’leri aldı. Aldı iyimidir? Kötü mü etti bu da ayrı bir Tartışmanın konusu Çünkü s400leri kime karşı kullanacağımız meçhul yani Rusya’dan bir tehdit gelse s400’leri biliyorsunuz kullanamıyoruz.

Ermenistan’dan bir tehdit gelse yine kullanamıyoruz Çünkü ortada Kolektif güvenlik Anlaşması örgütü ortak savunma sistemi var ve bunlar dost sistemleri tanıyor.

Dolayısıyla da o ayrı bir tartışma konusu ayrı bir Muamma ama Türkiye’nin öyle Eksen değiştirdiği falan yok. Eksen değiştirmek çok kolay bir iş değil bana sorarsanız  Türkiye’nin  ekseni neresi olmalı? Bence Türkiye’nin ekseni Türk dünyası olmalı Türk Birliği olmalı Nitekim yıllarca Arap coğrafyasında İstikbal arayışına giren Adalet ve  Kalkınma Partisi’nin Türkiye’ye İstikbal olarak sunduğu 4000000 Suriyelilerin dışında hiçbir şey yapamadı. Bize Arap coğrafyasında ki maceradan kalan dört milyon suriyeli var onun dışında elimizde hiçbir şey kalmadı. Bir sürü düşman edindik Arap coğrafyasından  işte Arap coğrafyasının en zengin ülkesi Suudi Arabistan’dan tuttuğunuzda Arap coğrafyasının siyasi lideri Mısır’a kadar herkese düşmanız en yakın işbirliği yaptığımız Filistin bile ki Filistin uğrunda ciddi riskler alan  ciddi diplomatik siyasi ve ekonomik kayıplar yaşadığımız Filistin bile  zaman zaman Türkiye aleyhine arap  Birliğinin kararlarına uyabiliyor dolayısıyla da Ben hep şunu ifade ediyorum. Mesele bu bir futbol takımı tutmak gibi görülmemeli.  Yani Türkiye’de Maalesef ki taraftar olma kültürü çok baskın  Ya ordansınız ya burdansınız 12 Eylül’den önce de   Ya sağcısınız  ya solcusunuz  başka hiçbir alternatifiniz olamazdı. Şimdi de işte cumhurbaşkanı bir dönem ya bizdensiniz ya karşımızdansınız mantığını.

Benimsemişti. Bu Bush’un da  mantığıydı aynı zamanda ya bizim yanımızdasınız ya düşmansınız mantığı vardı.  Şimdi dış politikaya da böyle bakıyoruz. Maalesef  içeride toplumu ikiye böldük  yetmedi dış politikaya da böyle bakmaya başladık  Halbuki  bakış açısı sakat bir bakış açısı devletlerarası dostluklar olmaz devletler arası çıkarlar olur. Tabii ki türkiye-azerbaycan vesaire gibi böyle dost ve kardeş ülkeleri saymıyorum. Ama genel itibariyle Türkiye’nin düşman azaltıp dost çoğaltması  lazım.  Hep benim vurguladığım ve hükümetin de bugün gelirse Karlı olacağı Yarın gelirse kar marjını düşüreceği Ama eninde sonunda mutlaka geleceği. Politika şudur. Düşman azaltacaksınız dost çoğaltacaksınız . Dost çoğaltmaktan kastımız şu değil  . İlla mısırla dost olacağız diye bir tabir kullanmıyorum , dosttan kasıt tırnak içerisinde dost yani. düşmanlarınızı ya yanınıza alacaksınız veya da tarafsız bir noktaya çekeceksiniz. Rahmetli Demirel’e atfedilen bir söz var. Biraz içinde kaba tabirlerde barındırıyor ama çok doğru bir sözdür. 

Demirel’i sürekli eleştiren birisini demirel almış . Partide yetkili bir noktaya getirmişti diyorlar ki bu adam size her gün hakaret küfür ediyordu. Siz bunu Niye aldınız seni Niye partinize aldınız? Karşıda durup bana hakaret edeceğine  şimdi de  benim yanımda durup Karşıya hakaret edecek  dedi dolayısıyla da bu bu standart bakış açısıdır. Birçok ülkeyi karşımıza alıp bize küfür ettireceğimize Bize hakaret ettireceğimize . Bizim çıkarlarımıza düşman ettireceğimize yanımıza alalım karşı tarafa karşı kullanalım büyük devletler böyle yapar büyük devlet mantığı Budur, Türkiye büyük devlet mantığı ile hareket edebilir. Çünkü dünyada imparatorluk yeni olan birkaç ülkeden biridir. İmparatorluklar Kuran imparatorluk Geçmişi olan birkaç ülkeden birisidir.  Ama Şu an geçmişi imparatorluk olan bir devlet gibi hareket etmiyor Türkiye 

Türkiye böyle Mahalle takımlarındaki sert taraftar kavgalarıyla gününü geçiren bir devlet gibi hareket ediyor. Oysa Türkiye birçok ülkeyle durduk yere ilişkilerini bozmak yerine Ortadoğu’nun birçok ülkesinde Müslüman Kardeşler bakış açısı gözlüğünü çıkarıp daha gerçekçi bir gözlükle bakarak ortadoğu’ya yeni ihracat kapıları Açabilir Doğu Akdeniz politikasında Mısırla düşmanlığı bırakıp işbirliği yapabilir ki bu da dış politikamızın maliyetini düşürür.

 

Türk dış politikasında izlenen strateji nasıl olmalı ? Siz Türk dış politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Türk dış politikası oldukça pahalı bir dış politikadır.

Türkiye dış politikasında söyle bir çizgi izlemelidir. Birincisi Olmazsa olmaz dış politikayı iç politikaya kurban vermemelidir. İç politikada bir kaç puan alacağım diye dış politikadaki Ey diye başlayan tabirlerden kaçınmalıdır. Ağırbaşlı sözüne güvenilir. diplomatik unsurları  aktif bir şekilde kullanan ama yeri geldiğinde caydırıcı askeri gücünü de Aba altından sopa  gösterir  şekilde kullanmasını bilen bir ülke olmalıdır. Türkiye Akşamdan sabaha Sayın cumhurbaşkanının iki dudağının arasında dış politikasına yön verilen bir ülke olmaktan çıkmalı dış işleri koridorlarında dış politika konsepti hazırlanan bir ülke konumuna gelmelidir. Türkiye büyük bir ekonomik kriz geçiriyor ve ekonomik krizin temel sebeplerinden birisi Türkiye’nin artık yatırımcı çekememesi Türkiye’nin kredi bulmakta zorlanması Avrupa’da ve dünyada Kredi bedava noktasındayken Türkiye yüzde altıların üzerinde bir faizle borçlanıyor ve onu dahi bulamıyor ve çok pahalı bir rakamdır.

İsviçre Ya gidin bankaya 100 İsviçre frangı yatırın onu bir sene sonra 101 İsviçre frangı olarak almıyorsunuz. 99 olarak alıyorsunuz. Bİr frankta bankaya faiz veriyorsunuz. Yani eksi faiz demektir. Dünyada Paranın bu kadar ucuz olduğu bir dönemde yüzde altı larla yüzde altıların üzerinde 1 faizle borçlanmak demek Sizin dış görünümüzün kötü olduğu anlamına gelir

sayın Erdoğan’ın şahsında özdeşleşen Türkiye’nin katı yönetim anlayışı Basın özgürlüğünün olmaması birçok bu sebeplerde buna Cevaz vermektedir. Türkiye’nin sayın Erdoğan’ın bahsettiği bu reformları gerçek anlamda bir an önce başlatması lazım. ama Reformları başlatacağız dedikten sonra ki sayın Erdoğan’ın Meclis konuşmalarına diğer konuşmalarına bakınca doğrusunu isterseniz ben çok ümitsizim sayın Erdoğan’ın kafasına estiği gibi iç Siyasette gaz alma heveslisi politikası ile bu reformları yürütmek çok Mümkün değil türksam olarak biz çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

 

Türkiye Stratejik Analizler merkezi’nin faaliyetleri ve çalışmalarına ilişkin bilgi verir misiniz ?

Türksam Türkiye’nin düşünce fabrikasıdır. Bizim sloganımız da budur. Türkiye’nin düşünce fabrikası diye ifade ediyoruz ama Türkiye’de herşey yandaşlaştığı için maalesef Türkiye’de bilgi üretmek pahalı bir iştir. Bilgiyi satmak çok ucuzdur alıcısı çok olmaz bilginin alıcısı hükümetlerdir. hükümetlerde o kadar yandaşlaşmışlardır ki. Ancak yandaş kanallardan bilgi alırlar. Onun dışında çok bilgi almazlar. Diğer alanlarda ise herkes her şeyi bildiği için kimsenin bilgiye de ihtiyacı yok . Yani televizyon ekranlarına bakıyorsunuz , depremi de konuşuyor , silahlı operasyonları da konuşuyor , diplomatik meseleleri de konuşuyor toplumsal meseleleri de konuşuyor veya bir gazeteci çıkıyor bakıyorsunuz mezuniyeti nedir onu dahi bilmiyoruz  maşallah her konuda uzmanlığı var konuşuyor dolayısıyla da böyle herkesin herşeyi bildiği herkesin her şeyi konuştuğu bir alanda uzmanlaşmış konularda düşünce fabrikalarının yandaş değilseniz sıkıntıları çok büyük , çünkü bilgiyi üretmek pahalı bilginin alıcısı ise ancak yandaşlık kavramı ile ölçülüyor . Hal böyle olunca da hükümet ihtiyaç duyduğu bilgileri yandaş strateji merkezlerinden temin etmeye çalışıyor . Yandaş strateji merkezleri ise bilgi üretmeyi çoktan bırakmış hükümet politikalarını topluma anlatmaya çalışan ve padişahım çok yaşa demekten öte çok fazla bir bağımsız bilgi üretme ve endişesinde olmayan yapılara dönüştüğü içinde maalesef ki hükümet de hükümet edenlerde siyasi elitlerde bilgiden yoksun bilgi ile beslenemeyen ve dolayısıyla da yanlış yapan bir noktaya geliyorlar. Sürekli biz yanıldık. BU hükümetten 18 yıldır en çok duyduğumuz kalıp cümle biz yanıldık Neden yanıldınız çünkü siz bilgiye değer vermiyorsunuz siz ancak alkışlanmak istiyorsunuz. Bir bilgi sahibi size doğru bilgi verdiğinde ancak bu doğru sizin işinize gelirse değerlidir. değilse hem  vatan haini olabilirsiniz hem sizi casususluk ile suçlayabilirler , size envai çeşit  yakıştırmalar yapabilirler ama eninde sonunda sizin ifade ettiğiniz doğrulara geldiklerinde ise çok geç oluyor  ve bunun maliyetini de maalesef tüm toplum olarak çekiyoruz.

https://www.youtube.com/watch?v=uqESBH5axS